Oldukca yogun bir dönem gecirdigim şu gunlerde, bu konu hakkinda yazi yazmak icin bu gunu iple cektigimi söylemeliyim. Şartlarin yerinde olmamasi bu konu hakkinda biran önce bir şeyler yazmam gerektigi hissini gun be gun artirdi bende.Sakin başliga bakip aldanmayiniz! Konu akademik bir konu olmasina ragmen ben burada bu konuyla ilgili sadece bir kac konuya yuzelsel deyinecegim. Konu malum: Grev.
Grev deyince bu konuyla ilgili yazi, şiir, şarki ve marşlari aklima getireyim derken, aklima Ahmet Kaya’nin söyledigi ve benimde aslinda söyleniş acisindan cokta hoşuma gittigini söyleyemeyecegim Grev şarkisi geldi.
Şöyle diyordu:
“Oy bilesen ki ben haa
Taş döven demir döven
Oy bilesen ki ben haa
Toz toprak içinde şanlı
Sufakatim vakti çoktur
Ellerim mağrur yavru
Oy bilesen ki ben haa
Yerden cevahir söken
Zincirini yitirmiş dev
Feryadım
Grev hakkımı isterim
Grev hakkımı isterim
GREV !”
Bu şarkida aslinda anlatilan toz toprakta calişan, taş döven, demir döven emekci. Oysa gunumuzde işci olan ve hizmet sektörunde calişan milyonlarca işci var ki , grevden bahsettigim de otobus şöförlerinin bugunlerde gösterdikleri mucadele.Hollanda’da otobus şöförlerinin grev yapmalari beni oldukca şaşirtti. 11 yila yakindir bu memleketteyim, böylesini görmedim. Vay anasina dedirtecek cinsten. Grev yapan işciler! Bati Avrupa’nin gelişmiş ulkelerinden Hollanda’da bunun olmasi aslinda cok manidar. Daha da cok manidar olani ise bu grevin zamanla şekil alarak bir haftadan fazla surmesi ve daha da fazla surecek gibi görunmesi.
Işciler bu konuda oldukca ciddiler. Ve pes etmeyecek gibi görunuyorlar. Grev hakkinin olmasi, sadece işci sinifi acisindan oldukca sevindirici olmamali elbette. Ama Hollanda gibi bir yerde ust duzey yöneticilerin inanilmaz paralar aldiklari ve bu konularin tartişilmaya başlanildigi bir dönemde otobus şöförlerinin grev yapmalari oldukca ilginctir ki, edut edilmelidir.
Ama asil meseleye gelelim. Bu grevdeki amac halki magdur birakmak degil ama gerekilirse o da olmali yaklaşimi. Otobusler ilk dönemlerde sabah bir kac saat ve akşam bir kac saat işlerini yaptilar ki halk magdur olmasin. Sonrada istediklerine ulaşamadilar ve şöförlerin şurdurdukleri grev artik hic otobus surmemeye kadar gitti ki o an insan işte şimdi hayat duracak gibi duşunuyor. Oysa şehir ici otubuslerinin cok önemli bir yere sahip olmalarina ragmen yolcular bisiklet ve arabalari kullanarak şehir icinde ihtiyaclarini gidermeye başladilar ve tren istasyonlarina arabalar akin etti. Eşini, cocugunu, başka bir akrabaşini, arkadaşini veya tanidigini alabilmek icin. Yani anlaşilan, kiymetleri anlaşilamadi gibi.
Ve asil sorun da ne biliyormusunuz? Eger şöförler alti ay daha grev yapsalar halktan gik cikmayacak. Gördugum şey, hic kimse “Allah’im şu adamlarin sorunu nedir?” diye bile kendi kendine sormuyor. Halk, otobusler tekrar gidene kadar boyle idare ederim diyor. Birakin otobus şöförlernine destek vermeyi, otobusler şöförlerinin sikintisini anlamaya calişan bir halk söz konusu degil. Ustelik bazilari grevin hattinden fazla surdugunu savunup sucu otobus şöförlerinde buluyor ki bence bundan korkulur.
Bence sonuna kadar devam edilmeli bu grev. Önemli olan herkesin hakkini, emeginin karişligini almasi. Alacaklar mi? bekleyip görecegiz! Ama hakikat şudur ki halkin umrunda degil gibi bu yaşananlar. Yarin, öburgun ev kiralari %25 artsa, kirada olmayanlar: “Bana ne, ben kira ödemiyorum ki kafami yorayim” diyecekler, onun yani sira kiralar arttigi icin sokaga cikacak kiracilari da merak etmiyor degilim. Belki de bir gun bile cikmayacaklar… Dunya ciddi bir şekilde o tarafa gidiyor gibi.
Oldukca liberal bir yapiya sahip olmama ragmen, kanimdaki sosyalist hucrelerim icimi dökmemi istedi. Bu yaziyi okuduktan sonra siz bana: “Ali bey! Ya siz, ne yaptiniz şöförlerin hakliligini göstermek icin?” diye sorarsaniz. Cevabim malesef yalnizca şu olurdu: ”Bu yaziyi yazmak dişinda, hicbirşey!”.
Ali Bayrak
12 Haziran 2008